Mehmet Kalyoncu: “Bizim Vicdanlı Şehirlere İhtiyacımız Var”
Mehmet Kalyoncu, Platin Dergisi’ne verdiği röportajda 6 Şubat depremlerinin ardından değişen toplumsal dinamiklerden şehirlerin geleceğine, adalet kavramından Türkiye Tasarım Vakfı’nın çalışmalarına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Kalyoncu’nun üzerinde durduğu temel başlıklardan biri ise “vicdanlı şehir” kavramı oldu.
Dünyanın önemli bir değişim sürecinden geçtiğini belirten Kalyoncu, Türkiye açısından 6 Şubat depremlerinin bu değişimin en ağır biçimde hissedildiği kırılma noktalarından biri olduğunu ifade ediyor. Yaşananların ardından yalnızca yapıların değil, şehirleri oluşturma ve birlikte yaşama biçimlerinin de yeniden düşünülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
“Güç Adil İnsanlardaysa Adalet Olur”
Kalyoncu’ya göre günümüzde dünyada önemli bir güç ve adalet tartışması yaşanıyor. Gücün giderek daha fazla merkezileştiği bir dönemde, bu gücün kimlerin elinde olduğu ve nasıl kullanıldığı büyük önem taşıyor.
Bu noktada adaletin yalnızca kurallarla değil, insanların vicdanıyla da bağlantılı olduğunu vurgulayan Kalyoncu, değişime ayak uyduran ve değişimi doğru yönde tetikleyen insanların güçlenmesi gerektiğini düşünüyor.
6 Şubat depremlerinin ardından çalışmalarının önemli bölümünü deprem bölgesine yönlendirdiğini belirten Kalyoncu, yaşanan büyük yıkımın şehircilik anlayışının yeniden ele alınmasını zorunlu hale getirdiğine işaret ediyor.
Vicdanlı Şehir Ne Demek?
Mehmet Kalyoncu’nun şehircilik yaklaşımının merkezinde “vicdanlı şehirler” bulunuyor. Ona göre geleceğin şehirleri yalnızca akıllı teknolojilerle donatılmış yerler olmamalı; aynı zamanda uyumlu, merhametli, akışkan ve iş birlikçi bir yapıya sahip olmalı.
Kalyoncu, vicdanlı şehir kavramını, insanların birbirleriyle ve doğayla uyum içinde yaşayabildiği bir şehir modeli olarak tanımlıyor. Şehrin sahip olduğu kaynakların tüm kentlilere adaletli şekilde ulaştırılması da bu modelin temel koşulları arasında yer alıyor.
“Tabiatla iş birliği yapmamız lazım” diyen Kalyoncu, doğayı şehir planlamasının karşısında duran bir unsur olarak değil, kentin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor.
Deprem Sonrası Şehircilikte Ortak Akıl
Deprem bölgesindeki çalışmalarına yoğunlaştığını anlatan Mehmet Kalyoncu, şehir kurmanın çok katmanlı bir süreç olduğunu vurguluyor. Ekonomiden tasarıma, siyasetten sosyolojiye ve kültüre kadar birçok farklı unsurun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kalyoncu’ya göre bu ölçekte bir şehircilik çalışmasını ne devlet ne de özel sektör tek başına gerçekleştirebilir. Türkiye’nin deprem sonrasında bir birlik ve iş birliği sürecine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Kalyoncu, farklı paydaşların aynı masa etrafında buluşmasının önemine dikkat çekiyor.
Türkiye Tasarım Vakfı’nın Hatay’da yürüttüğü çalışmaları da bu anlayışın önemli örneklerinden biri olarak değerlendiren Kalyoncu, farklı disiplinlerin ve tarafların birlikte hareket ettiği bir şehircilik modelinin Türkiye açısından yeni bir dönüm noktası oluşturabileceğini düşünüyor.
Bu yaklaşımda hedef yalnızca depremde zarar gören kentleri yeniden inşa etmek değil; daha adil, doğayla uyumlu, sürdürülebilir ve insanı merkeze alan şehirler oluşturmak.