Mehmet Kalyoncu: “Tabiatla İş Birliği Yapmamız Lazım”

Mehmet Kalyoncu: “Tabiatla İş Birliği Yapmamız Lazım”
Büyütmek için görsele tıklayın.

Mehmet Kalyoncu, Platin Dergisi’nin #PlatinPortre söyleşisinde şehircilikten mimariye, iş dünyasından toplumsal sorumluluğa uzanan yaklaşımını anlattı. Kalyoncu, geleceğin şehirlerinin yalnızca yapı ve altyapı üzerinden değil; insan, vicdan, tabiat ve ortak yaşam kültürü etrafında düşünülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Söyleşide şehirlerin geleceğine ilişkin görüşlerini paylaşan Kalyoncu, “Bizim uyumlu, vicdanlı, merhametli, akışkan, iş birlikçi şehirlere ihtiyacımız var. Tabiatla iş birliği yapmamız lazım” sözleriyle şehircilik anlayışının merkezine insan ve doğa arasındaki ilişkiyi yerleştirdi.

Vicdanlı Şehir Nasıl Olmalı?

Mehmet Kalyoncu’nun şehir yaklaşımında öne çıkan kavramlardan biri “vicdanlı şehir”. Kalyoncu’ya göre bir şehrin başarısı yalnızca mimari niteliği, büyüklüğü veya ekonomik gücüyle ölçülmemeli. Şehrin sahip olduğu imkanların ve kaynakların toplumun bütün kesimlerine adaletli biçimde ulaşması da şehir yaşamının temel unsurlarından biri olmalı.

Kalyoncu bu yaklaşımı, “Şehrin kaynaklarının, şehrin tüm fertlerine adaletli bir şekilde sağlandığı yerdir vicdanlı şehir” sözleriyle ifade ediyor.

Bu bakış açısı; kamusal alanlardan ulaşıma, yeşil alanlardan sosyal imkanlara kadar şehir hayatını oluşturan pek çok unsurun insan odaklı değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Tabiatla Mücadele Değil, İş Birliği

Söyleşinin öne çıkan başlıklarından biri de şehirlerin doğayla kurduğu ilişki oldu. Kalyoncu, tabiatı şehirlerin dışında veya karşısında duran bir unsur olarak görmek yerine, şehir planlamasının doğal bir parçası haline getiren bir yaklaşımı savunuyor.

Özellikle son yıllarda yaşanan afetler, iklim değişikliği ve hızla büyüyen kentler düşünüldüğünde, doğayla uyumlu şehirlerin önemi daha da artıyor. Kalyoncu’nun “Tabiatla iş birliği yapmamız lazım” yaklaşımı da mimari ve şehir planlamasının yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, gelecek nesillerin yaşam koşullarına göre şekillendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Mimarlık, Müzik ve Şehircilik Bir Arada

Mehmet Kalyoncu söyleşide yalnızca şehircilik çalışmalarından değil, kişisel dünyasını şekillendiren farklı alanlardan da söz ediyor. Mimarlık üslubu, iş vizyonu ve müzisyen kimliği; Kalyoncu’nun üretim anlayışının farklı yönlerini oluşturuyor.

Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından yürüttüğü çalışmalar ve geliştirdiği söylemler de bu yaklaşımın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yaşanan büyük yıkım, şehirlerin nasıl inşa edildiğinin yanında nasıl bir yaşam kültürü sunduğu sorusunu da yeniden gündeme taşıyor.

Kalyoncu’nun ortaya koyduğu perspektif, geleceğin şehirlerine yalnızca yeni binalar inşa etmek üzerinden bakmıyor. İnsanların birbirleriyle, yaşadıkları kentle ve tabiatla kurdukları ilişkinin de şehirlerin geleceğinde belirleyici olduğunu vurguluyor.

Bu çerçevede vicdanlı, merhametli, iş birlikçi ve doğayla uyumlu şehirler, Mehmet Kalyoncu’nun şehircilik vizyonunun temel kavramları arasında yer alıyor.